SC-FI'in lostiği:Lojistik neden önemlidir?
Lojistik oldukça önemli bir konu. Hem ordular için hem ekonomiler için. “Bir ordu midesinin üstünde yürür” diyor Napolyon. Ne kadar büyük bir strateji dehası olursanız olun evinizden uzakta savaşırken ordunuzu doyuramıyor, giydiremiyor ve silahlandıramıyorsanız; aç, çıplak ve silahsız bir orduyla savaş kazanamazsınız. Ki bu sözü söyleyen Napolyon da en büyük yenilgisini Rusya kışında giyecek ve yiyecek lojistiğini yönetemediği için almıştır.
Bir orduyu beslemenin en güvenilir yolu, ihtiyaçlarınızı vatanınızdan tedarik etmektir. İşgal ettiğiniz bölgeyi yağmalamak da bir seçenektir, ama modern savaşlarda pek mantıklı değildir. Çünkü... yani yağmaladığınız köyde “XM250 hafif makineli tüfek” bulmada size iyi şanslar. Bulmayı umduğunuz giysi ve yiyecekler de daha siz gelmeden işgal ettiğiniz insanlar tarafından yakılabilir.
YANİ, en güvenilir tedarik kaynağınız her zaman kendi topraklarınızdır. Ve evde ürettiğiniz malzemeleri ordunuza bir şekilde ulaştırmanız gerekmektedir. Lojistik işte burada devreye girer.
Sorununuz: ürettiğiniz malzemeleri ordunuza zamanında ulaştırmak. Ve tabii güvenli bir şekilde ulaştırabiliyor olmanız lazım. İşgal ettiğiniz düşman topraklarından geçeceksiniz sonuçta. Özellikle günümüzde ülkelerin ihtiyaç duyduğu her malı kendi üretmesi düşünülebilir bir şey değildir. Her ülke üretemediği malları ithal etmek, ithalatı karşılamak için üretebildiği malları ihraç etmek zorunda. Ve yine benzer bir sorun var:
Ürettiğiniz malların zamanında, gitmesi gereken limana ulaştırılması lazım. Ve bunu yolda İran veya ABD tarafından bombalanmadan veya Somalili korsanlar tarafından el konulmadan yapmanız her zaman idealdir. Kargonuzun güvenliğini kontrol edenler, sizin mallarınıza sizden daha çok hâkimdir. Yani sizi aç, çıplak ve silahsız bırakabilirler.
Bunlar Dünya'da yaşadığımız lojistik problemleri. Şimdi bunları uzaya ölçeklendirelim.
Mesafeleri kilometre ile değil, Astronomik Birimle (AU, Dünya ile Güneş arasındaki mesafe), Işık yılıyla (LY) ölçmeye başlayalım.
Güneş sistemimiz içinde sorunlarımız yine o kadar büyük değil. İnsanlık olarak birleştiğimizi ve dünya dışı varlıklarla temasa geçmediğimizi varsayıyorum. Lojistik problemlerimiz Güneş sistemi içindeki koloniler ve Dünya arasında mal ve insan taşımaktan ibaret.
Ay'da büyük ölçekte alüminyum ve cam üretiyoruz. Ay'da üretilen malzemeler Ay'ın yörüngesindeki “Dünya Ekonomik Birliği” uzay istasyonuna çıkıyor. Bu istasyon bir depolama noktası. Dünyadan uzay mekikleri, bu istasyondaki malları Dünya'nın yörüngesindeki başka bir istasyona bırakıp Ay'dan yeni malları almak için geri dönüyor. Bu yolculuğun bir turu yaklaşık 10 gün sürüyor.
Mars ve Jüpiter'in uydularındaki kolonilerimizde de benzer sistemler var. Yolculuk süreleri 6 ay ve 2 yıl arasında değişiyor. Ekonominin Dünya ölçeğinden Güneş sistemi ölçeğine çıkması lojistik sorunların da büyüyeceği anlamına geliyor.
Artık çok daha büyük ölçekte taşımacılık yaptığımız için bekleme süreleri de arşa çıkar. Örneğin Mars'taki bir uranyum madeninin, bozuk bir ekipmanın tamiri için gerekli parçayı minimum 1 sene beklemesi gerekir. Bu sürede bu maden üretim yapamaz ve bu bütün sistem seviyesinde üretime zarar verir. Bunun gibi durumları engellemenin yolu, rezervde çok fazla yedek ekipman tutmaktır ki bu da yeni bir işletme kurma maliyetini yükseltir. Bu da tekelleşmeye sebep olabilir.
Başka bir problem taşımanın kimin elinde olduğudur. Şüphesiz ki Güneş Sistemi seviyesinde bir taşıma operasyonu çok pahalıdır ve sadece aşırı büyük firmaların ve devletlerin yapabileceği bir iştir, ki bu da uzayda bireysel seyahatin ve yer değiştirmenin mümkün olmadığı anlamına gelir. Yani bütün insanlığın hareketi 3-4 şirket ve birkaç devletin elindedir.
Bu kadar az şirketin bütün sektörü elinde tutması politik ve sosyal dengeleri de değiştirir. Bir şirket sadece birkaç taşımacılık işini reddederek koca bir gezegeni aç bırakabilir. Veya çıplak veya silahsız.
Bunlar eğer Güneş sisteminden ÇIKMADIĞIMIZI varsaydığımız senaryoda yaşanabilecek şeyler. Asıl düşünmek istediğim yıldızlararası lojistikle ilgili yazıyı hâlâ yazıyorum. Ama sayfam boş durmasın bunu da paylaşayım istedim.
Yappingi mi dinlediğiniz (okuduğunuz?) için teşekkür ederim.